basit
olsun!”
“Sana olan sevgimin, basit
olduğunu mu düşünüyorsun?” sesi
hafif acıydı. Gülümsemesi
azalmıştı. Gözlüğünü çıkarıp
doğrudan
kızın gözlerine baktı. Vildan kendi
güneş gözlüklerine rağmen gri
gözlerin içeriye kadar girip kendi
gözlerine kilitlendiğine yemin
edebilirdi.
Cevap vermeden önce düşündü.
Adamı kırmak istiyordu ama
içinde çırpınan bir şey, yapmaması
için çığlık atıp duruyordu. Fakat
ona karşı olan tek silahı, adamın
kendisine olan sevgisiydi. Bu
satranç oyununda Turgut her
yönden çok öndeydi. Her yönden
avantajlıydı. Kendisini kimseye baş
eğmez sanırdı. Oysa söz
konusu olan bu adam olunca,
çaresizdi. Onunlayken savunması
hep
boş kalıyordu.
“Senin sevginin... benim için
önemi yok! Hem de hiç...” dedi
acımasız bir kararlılıkla.
“Aramızdaki ilişkiyi basitleştirirsen
sevinirim. Senden böyle sevgi
sözleri veya yakınlaşmalar
istemiyorum. Bu hafta sonu...
yaşandı ve artık bitti. Bundan sonra
daha mesafeli olamaz mıyız? Sen
bana yakınlaştıkça... gece
olanları hatırlıyorum ve kendimden
nefret ediyorum. Bana her
dokunuşunda senden olduğu kadar
kendimden de nefret ediyorum...
Lütfen bana bunu yapma! Bana
biraz daha saygı duy..! Bana artık
dokunma!”
Turgut’un gözlerindeki neşe
yavaşça kayboldu. Kızın
sesindeki duru ciddilik, şimdi
adamın yüzüne yansımıştı. Başını
salladı yavaşça. Bir şey söylemedi.
Gözlüğünü yeniden takıp,
denize döndü. Artık ne düşündüğü
belli değildi. Yakışıklı
çehresinde hiçbir ifade yoktu.
Sadece dişlerini sıktığını gösteren
yanak kasları bir an için oynamıştı.
Bu raundu Vildan mı
kazanmıştı? Sevindi genç kız. Onu
biraz üzmüş olabilir miydi?
İçindeki sevince rağmen bundan
hoşlanmadı.
“Kalkalım mı artık?” dedi ifadesiz
bir sesle adama.
Genç adam hemen doğruldu.
Ayağa kalkıp, kızın kolundan
hafifçe tutarak onun da kalkmasına
yardım etti. Elini hemen geri
çekti. Poşeti de yerden alıp biraz
ilerideki bir çöp kovasına bıraktı.
Sonra yan yana şehrin merkezine
geri döndüler.
Cox gozeldi.ellerine saglig
deyesen beyenilmir
»Sizden Gelenler
»Oxu zalına keç
